Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

1 tane "birzcık politika" etiketli yazı bulundu "birzcık politika" tagli diger ogeler resimler , videolar

Karga karga gak dedi!



Zamanın evvel olup, samanın kalbur içinde tutulduğu vakitlerde, ak tüylü bir karga yaşarmış. Şimdi duyarım, siz “Ak tüylü karga mı olurmuş?” dersiniz. Hani haklısınız kelamınızda lakin bu karga bildiğimiz kargalardan farklıymış. Sedası “gak-guk” muş onunda, velakin çok yaşadığından mıdır yoksa gezip-gördüğünden midir bilinmez, bir hoşmuş sohbeti. Dinlemeye değil yedi köyün, on yedi köyün kargaları gelirmiş de, “ah ne az söyledi, biraz daha söylese de feyiz alsak” deyip deyip hayıflanırlarmış.Ak tüylü karga sevinirmiş, sevildiğini gördükçe. Bir şen huzur dolarmış içine.

Yelkovanla akrebin mücadelesinin yaman olduğu ve on iki rakamın ayrı ayrı hakemlik yaptığı günlerin birinde, ak tüylü karganın tünediği dala, ağır aksak bir karga daha tünemiş. Bizim ak tüylü önce hoş beş edecek olmuş, amma gelen karga yamanmış “gak” demiş “guk” dememiş. Kara karga anlatmış da anlatmış. Geldiği diyardaki ceviz ağaçlarının bakımsızlığından başlamış da çiftliklerdeki korkulukların suratsızlığına kadar getirmiş konuyu. O böyle anlatırken bizim karga hoşgörü göstermekte, hiç kesmeden dinlemekteymiş. Lakin ak tüylü karga dediysek, ak sakallı dede demedik. Tahammül de bir yere kadar, sonunda dayanamayıp sormuş bizim:

- Gak dersin, guk dersin. İyi dersin, hoş dersin de benden isteğin yahut bana soracağın nedir, onu söylemezsin, hay oğul!

Dal sahibinin huzursuzlandığını gören kara karga anlamış ki, buradan da göçmenin de vakti geldi. Hiç bir şey söylemeden gidecek olmuş, amma bu defa da bizim ak tüylü ulu kargamız buna müsaade etmiş. Öyle olunca bizim ki gak-guk deyip yine başlatmış anlatmaya:

- Sen ki ulu bir kargaymışsın. Söyleneni sonuna kadar dinler, hal çare bulurmuşsun. Koca şehrin kargası sana akıl danışmaya, sohbetine kulak vermeye gelirmiş. Ben de geldim. Ve de gelirken dilim boş gelmedim: dalımdan yurdumdan, çayırdan çimenden gördüğümü duyduğumu da getirdim ki dinleyesin. Anlayıp hak veresin yahut doğrusunu-düzenini söyleyesin. Anlatırken uzattım ki dedikleri kadar sabırlı mısın göreyim istedim. Sabırlıymışsın elbet, ama dinlemeden sabretmek neye yarar, sorarım sana? Ben bunca şey anlatmışken sana, sen hala “ne istediğimi” sorarsın bana. Ya sorarım sana şimdi, boş boş dinlemek neye yarar?

Bizim ak tüylü karganın o dakka beti benzi atmış da kapkara kesilmiş. Utanmış sıkılmış. Kibirlendiğine, başından bu yana şu kargayı hor görüp, dinlemediğine hayıflanakalmış. Özrünü affettirmek istemiş, ama gagasından çıka çıka bir kuru “gak” çıkmış.

Öbür karga gülmüş:

- Ulu karga gak dedi, deyip havalanmış daldan.


&&&

.
Bizim doğrularımızı-yanlışlarımızı görmezden geliyorsa birileri, bizim sıkıntılarımız bir kulaklarından girip ötekinden çıkıyorsa biz daha niye tüneriz ki bu dallarda? Bizim sorunlarımıza “gak-guk” deniyorsa, daha niye bir karga tekerlemesi dolarız ki dilimize?
Ve dahası her ak tüylü kargaya niye “ulu karga” deriz ki?
..
Duymuyor musunuz? Karga karga gak dedi,çık şu dala bak dedi..